Suriye’de Pentagon ve CIA’in silahlandırdığı muhalif milisler birbirleriyle çatışıyor

 

Savaş makinesi ABD’nin değişik organlarının silahlandırdığı milisler, Halep’te ve Türkiye sınırında birbirleriyle çatışmaya başladı. Amerikan istihbaratı ve Askeri kanadının, 5 yıldır devam eden Suriye iç savaşı süresince eğitim ve silah sağladıkları gruplar üzerinde ne kadar az kontrollerinin olduğu ortaya çıktı.

( Amaçlanan da bu muydu acaba? Belli grupları silahlandır, bırak birbirleriyle savaşsın. İç savaş da böyle bir şey değil mi?)

 

 

Son iki ay içersinde CIA ve Pentagon’un ayrı ayrı silahlandırdığı gruplar arasında çatışmaların daha da şiddetlendiği belirtiliyor, ABD’li yetkililer de haberleri doğruladı.

 

 

Şubat ayı ortalarında, CIA’in silahlandırdığı Fursan al Hak ( Doğrunun Şövalyeleri) isimli muhalif grup Kürtlerin kontrolü altında olan bölgeden doğuya doğru giden Pentagon’un desteklediği Suriye Demokratik Güçleri tarafından Suriye’nin Mare’ bölgesinden kovuldu.

 

 

Bir röportajda Fursan al Hak’ın lideri Fares Bayoush, “bize kim saldırırsa saldırsın karşılığını vereceğiz.” dedi.

 

 

Halep ve Türkiye sınırı arasında savaşçılar ve erzak tedariki için geçiş bölgesi olan Azez ve ayrıca Şeyh Maksud kasabasında da benzer çatışmaların yaşandığı belirtiliyor.

 

 

Beşar Esad rejimini devirmeye çalışan ABD destekli muhalif savaşçıların, Suriye’de çatışmaların yoğunlaştığı dönemde bir taraftan da kendi aralarında çatışması, ABD’nin silahlı düzinelerce grubu koordine etme de zorlandığının örneğidir.

 

 

Kuzey Suriye ve Suriye’nin ikinci büyük şehri olan Arap, Kürt ve Türkmenlerin yaşadığı Halep çevresinde, Esad rejim güçleri ve muhalif gruplar arasındaki savaşın dışında, bir yandan da bölgeyi kontrol eden IŞİD’e karşı ayrı bir savaş verilmektedir.

 

 

Kimliği gizlenen ABD’li bir yetkili, “Karmaşık çok taraflı bir savaş sürüyor, seçeneklerimiz sınırlı”, “IŞİD’i yenilgiye uğratmak için bir kara gücüne ihtiyacımız var. Bu yüzden ilişkilerimizi güçlendirmeliyiz. (Savaşan gruplar ile)” diye konuştu.

 

 

Başkan Obama, Pentagon’un 'Eğit Donat' projesini bu ay yeniden yürürlüğe koydu. Proje ertelenmişti, Eğit Donat ile eğitilen bir grup pusuya düşürülmüş ve ABD’nin kendilerine verdiği silah dolu kamyonları El-Kaide’ye bağlı bir örgüte teslim etmişlerdi.

 

 

Bu tür kötü gelişmelerin ortasında, geçen yılın sonlarında (2015’in sonları) Pentagon, 50 özel birlik askerini Kürtlerin kontrolünde olan bölgelere koordinasyonu sağlamak üzere gönderdi. ( Acaba?)      Fakat muhaliflerin kendi aralarında çatışmaları rutin bir durum haline geldi.

 

 

Geçtiğimiz yıl Pentagon,  Suriye Demokratik Güçleri isminde yeni bir askeri koalisyon oluşturulmasına yardımcı oldu. Hedef bunları silahlandırmak, IŞİD’in ele geçirdiği toprakları geri almak ve ABD’nin hava saldırıları için istihbarat sağlamaktı.

 

 

Bu grubun çoğunluğu YPG ismiyle bilinen Kürtlerden oluşuyordu. İşgalci bir Kürt ordusu gibi görünmesin diye birkaç Arap birliği bu gruba katıldı. (!) Havadan paraşütle silah yardımı ve Amerikan özel/gizli birliklerinin yardımını aldılar.

 

 

ABD Özel Harekât dairesinin komutanı olan General Joseph Votel, Suriye Demokratik Güçleri’nin %80’inin Kürt savaşçılardan oluştuğunu dile getirmişti. ABD’nin Kürt güçlere ağır silahlar vermesi, Kürtlerin daha fazla sınır hattını kontrol etmesini istemeyen Türk hükümetiyle ABD arasında bir gerilim oluşturdu.

 

 

Bu arada, CIA, Türkiye’de bulunan kendi operasyon merkezleri aracılığıyla Suriye’de muhaliflere yardım ulaştırıyor, Suudi Arabistan’ın silah stoklarından Suriyeli muhaliflere TOW anti-tank füzeleri gönderiyordu.

( Üzüntü içerisinde bu paragrafın çevirisi yaptım. Türkiye’de Fetö ile ortak darbe girişimi yapan CIA, bir yandan da Esad’a muhalif kesimlere Türkiye’de bulunan operasyon merkezleri aracılığıyla silah gönderiyor… )

 

 

Pentagon’un IŞİD’e ( Ve Esad’a) karşı çabaları ABD ve müttefikleri aracılığıyla açık açık gerçekleşirken, CIA’de bir yandan gizli gizli Esad’ı hedef alıyor, üzerinde baskı kuruyor, müzakere masasına oturması için zorluyor.

 

 

Washington’da bulunan CNAS isimli düşünce kuruluşundan Suriye iç savaşı konusunda uzman Nicholas A. Heras’a göre, “ABD için Halep’te bölgeleri için çatışanları idare etmek ve yönetmek çok zor, aralarında yaşanan çatışmaları önlemek, Türkiye ile yürütülen Müşterek Operasyon Merkezi’nin en önemli konularından.”

 

 

18 Şubatta, Suriye Demokratik Güçleri bir kasabaya saldırır. CIA bağlantıları olan Sukur El-Cebel tugayından bir savaşçı, IŞİD ile savaşan ABD’nin İstihbarat yetkililerinin, CIA’in desteklediği Sukur El-Cebel’in Pentagon’un desteklediği gruplarlarla ( Suriye Demokratik Güçleri, YPG) savaştığını bildiklerini söyledi.

 

 

İsminin gizli kalması koşuluyla konuşan savaşçı şunları söyledi:  “Bizim onlarla savaştığımızı MOM biliyor.” MOM dediği, Türkiye’nin güneyinde bulunan Müşterek Operasyon Merkezi’dir. “Suriye’yi bölmeye çalışan, Suriyelilere zarar vermeye çalışan herkesle savaşacağız.”

 

 

Mare’ Arap Baharı esnasında Esad’a karşı silahlanan radikal İslamcı birçok savaşçının vatanı, Türkiye’den Halep’e gelen malzeme ve savaşçılar için önemli bir istasyon konumunda.

 

 

Nicholas A. Heras, “Suriye Demokratik Güçleri’nin Mare’yi ele geçirmeye çalışması büyük bir ihanetti, Kürtlerin, Arap ve Türkmenleri yurtlarından etme komplosunun bir örneği olarak görüldü.” dedi.

 

 

Heras, çatışmaların ABD ve Türkiye’nin arasını gerdiğini, ABD’nin diplomatik baskısı sonucu iyi niyet göstergesi olarak Suriye Demokratik Güçleri’nin kasabanın uzak noktalarına çekildiğini söyledi.

 

 

ABD’nin desteklediği farklı gruplar arasında çatışmaların çıkması kaçınılmaz.

 

 

DIA’da (ABD Savunma İstihbarat Ajansı)  görev yapmış Jeffrey White ise telefon görüşmesinde söyle diyor:

“ ( ABD’nin, yani Pentagon ve CIA’in eğittiği muhaliflerden bahsediyor.) Suriye’ye geçtiklerinde üzerlerindeki kontrolü kaybediyoruz, Halep’in kuzeyinde bölgeleri toprakları için savaştıklarında daha büyük bir problem haline dönüşebiliyorlar.”

 

 

 

 

Pentagon: ABD Savunma Bakanlığı

27 Mart 2016 tarihli Los Angeles Times makalesi çevirisi. ( Yorum yapmaktan olabildiğince kaçındım.)

Kaynak: http://touch.latimes.com/#section/-1/article/p2p-86339695/