İngiliz istihbaratının yaydığı sistematik yalan haberler

CIA, okuduğunuz gazete haberlerini yönetiyor mu? OpenDemocracyUK’den Ed Jones,  şirketleşmiş basının ( TV kanalları, dergiler, gazeteler, internet siteleri vb.) yalan haberleri yayan başlıca unsurlar olduğunu açıklıyor. Medya, basının büyük çoğunluğu dev şirketlerin kontrolü altındadır, bu şirketler reklam gelirleri için diğer şirketlerin desteğine ihtiyaç duyarlar. Sınırlı ve imtiyazlı bir sınıf içerisinden seçilen ve meslekte tutunabilmeleri elit haber kaynaklarına erişimi devam ettirebilmeleriyle mümkün olan gazetecileri çalıştırırlar. Koşullar bu iken, çoğulcu (çok sesli, özgür ve tarafsız) bir basına sahip olmak gerçekten hayret verici bir şey olurdu.

Aşağıdaki bilgiler İngiltere’ye özgüdür, fakat ABD’de de aynı prensipler geçerlidir.

En can alıcı nokta, istihbarat örgütlerinin (CIA, MI6 vb.)  medya kuruluşlarının içerisine sızmasıdır. Özetle, ABD’li istihbarat örgütleri ve İngiliz İstihbarat örgütleri, onlarca yıldır “özgür” basının sempatizan gazetecilerine bilgi sızdırmışlar, sıkı fıkı birlikte çalışmışlardır. Ayrıca CIA, kamuoyunu  ( halkın düşüncelerini) etkilemek için kendi çalışanlarını basında önemli pozisyonlara yerleştirmiştir.

Guardian'dan Nick Davies,  "Flat Earth News" ( Düz Dünya Haberleri) isimli kitabındaki bir bölümde bu uygulamaları belgelerle kanıtlıyor. Gariptir ki, kitabın ilgili bölümünün medyada sözü fazla edilmez. Kitabı öven gazeteciler, kitabın diğer bölümlerini ön plana çıkarırlar.

Lincoln Üniversitesi Gazetecilik bölümü profesörü Richard Keeble da istihbarat örgütlerinin basın ile ilişkilerinin tarihi ile ilgili bölümler içeren kitap yazmıştır. Telegraph ve Guardian’da medya uzmanlığı yapmış, Mirror gazetesinin eski editörü Roy Greenslade’den alıntı yapıyor:  “ Gazetelerin çoğunluğu, MI5’in  oyuncağı durumunda.”

MI5: İngiliz iç istihbarat teşkilatı

Richard Keeble devam ediyor:

“Bloch ve Fitzgerald, İngiltere’nin gizli savaşı ile ilgili yaptıkları incelemede, İngilizlerin en önde gelen gazetelerinden birinin yabancı muhabirlerinin yarısından fazlasının MI6’den para aldıklarını açıklıyorlar.

1991’de Richard Norton-Taylor,  tanınmış 500 Britanyalı ve 90 İngiliz gazetecinin CIA’den maaş aldıklarını ortaya çıkardı.”

MI6: İngiliz dış istihbarat teşkilatı

Richard Keeble kitabında, istihbarat örgütlerinin medyaya sızması ve anlık olarak gündemi değiştirmeleri ile ilgili örnekler vermiştir. 1980’lerde madenci grevleri ve Arthur Scargill olayı ve 2003’de Irak savaşı ile sonuçlanan günlerde gündemin değiştirilmesi bazılarıdır.

Guardian’ın eski araştırma editörü David Leigh, gizli istihbarat örgütlerinin önemli gazetecileri manipüle ettiğine dair bir seri vakayı kaleme almıştır. David Leigh’e göre, muhabirler ( haberciler) rutin bir şekilde istihbarat örgütlerince yanaşılmakta ve manipüle edilmektedir. Örnekler vermiştir:

  • İstihbarat örgütü çalışanları, gazetecileri casusluk amacıyla işe alıyorlar ya da kendileri gazetecilik kisvesi altında casusluk faaliyetlerini gerçekleştiriyor.
  • İstihbarat örgüt ajanları, gazeteci süsü altında takma adlarla “taraflı, insanların fikrini yönlendiren makaleler”  yazıyorlar.
  • İstihbarat örgütlerinin yaymak istediği propaganda haberleri, gönüllü gazeteciler vasıtasıyla gerçek kaynakları okurlardan gizlenerek yayımlanıyor.

Unutmayın ki, gizli servislerin ana akım medyayı manipülasyonunu açıklayan ve ortaya çıkaran yine aynı tarafsızlığını kaybetmiş ana akım medyanın ta kendisidir.

Bir başka deyişle, konu hakkında tüm gerçekleri halka açıklamaları neredeyse imkânsızdır, çünkü ana akım medya, iddia ettikleri gibi tarafsız gözlemciler değil, güçlünün yalakalarıdır.

( Ülkemizin en büyük problemlerinden biri de ABD yalakası, Batı, ABD ve İngiliz aşığı basındır. ABD yalakası Fetö terör örgütü gibi yalakalık yapan bir basın, insanlarımızın beyinlerini türlü türlü yalan yanlış bilgilerle doldurabilir. )

Bütün bunlar size inanması güç geliyorsa, Alman gazeteci Udo Ulfkotte’nin aşağıdaki videosunu izleyin, kendisinin ABD gizli servisi (CIA) tarafından işe alındığını itiraf ediyor. Frankfurter Allgemeine için 12 yıl boyunca Orta Doğu haberlerini hazırlayan Alman gazeteci, geçmişte düzenli olarak CIA propagandası haberleri yaydığını, diğer iş arkadaşlarının çoğunun da aynı şeyleri yaptığını, gönüllü olarak CIA’in yalan haberlerine katkıda bulunduklarını söylüyor.

(Video dili : İngilizce)

https://www.youtube.com/watch?v=sGqi-k213eE

Parantez içindekiler ek bilgi olarak eklendi.

Kaynak: http://truepublica.org.uk/united-kingdom/systematic-fake-news-planted-britains-intelligence-services/

Not/Sonsöz:

Halkımız, CIA-MI6 ve diğer batılı gizli servislerden maaş alan gazeteciler ve diğer çevrelere karşı çok dikkatli olmalıdır. Kripto Fetöcüler kadar tehlikeli olan bu unsurlar içerisinde gazeteciler, yorumcular, haberciler, muhabirler, haber sunucuları, ünlü kişiler, siyasetçiler, yorumcular veya işadamları olabilir.

Okuduğunuz ya da TV’den izlediğiniz haberleri, yazıları, yorumları, TV programlarını, beyninizde sorgulayın, mantık süzgecinden geçirin, o haber sonucu kafanızda oluşan ya da oluşturulmak istenen düşüncelerin kimlerin işine geleceğini, hangi güç odaklarının yararına olabileceğini düşünün.

Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra, Batı, başta ABD ve İngiltere kendilerine bir düşman yaratmıştır. O düşman, ABD-CIA ve Batı’nın kurup beslediği terör örgütleri vasıtasıyla oluşturulan terör kisvesi altında İslamiyet ve İslam Coğrafyası’dır. İslam coğrafyası bitmek bilmeyen terör ve savaşlarla kasıp kavrulurken, bir yandan da madenleri, petrol vb. zengin yer altı kaynakları sömürülecektir.

Afganistan, Pakistan, Sudan, Irak, Libya, Mısır, Suriye, Yemen… Derken sıra Türkiye’ye gelmiştir. Gezi olaylarıyla başlatılan süreçte hedef Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan değil, Türkiye ve Türk milletidir! Gezi olaylarını CIA organize etmiştir. CIA, Erdoğan’ı hedef almıştır. Gezi olaylarında başarısız olan CIA, Fetö piyonunu da oyuna sokmuştur. CIA’in amacı, Türkiye’de bir iç savaşı tetiklemek ve Türkiye’yi bölmektir. 15 Temmuz darbe girişimi de aynı amaç için planlanmıştır.

Halkımızın görmesi gereken gerçek şudur:

Hedefteki isim Cumhurbaşkanımız diyoruz ama asıl hedefleri Türkiye’dir.

Bir kişi hedef gösterilerek o ülkedeki muhalefetin desteği alınmaktadır, asıl hedefleri olan “ülke” gizlenmektedir.

Amaç, iç savaştır! İnsanları kutuplaştırmaktır!

İç savaş mümkün değilse iç karışıklıktır, iç karışıklık da mümkün değilse istikrarsızlık da CIA’in işini görür.

Amaç, hedefteki ülkenin gelişmesini , büyümesini ertelemektir!

O ülke gelişemeyecek, sonuçta Batı medeniyetinin gerisinde kalacaktır! Batı medeniyetinin gerisinde kalmak demek, Batı’nın kurduğu sömürü düzeninin devam edebilmesi demektir.

CIA ve ABD bu taktiği onlarca yıldır uygulamaktadır. Güney Amerika ülkelerinde ve Orta Doğu’da bu oyunlar defalarca oynanmıştır.

CNN ve türevlerinin, Batı medyasının, Türkiye’deki Batı, ABD ve İngiliz aşığı ve uşağı medyanın, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı diktatör olarak göstermek istemesinin sebebi Türkiye’nin önünün kesilmek istenmesidir.   ABD ve İngiltere ikiyüzlülüğünü bir kez daha göstermiştir. Amerikan ve İngiliz basını, Cumhurbaşkanımızı hedef gösteren onlarca yayın yapmıştır, halen yapmaktadır...

Son olarak eklemek isterim, Batı’nın asıl hedefi sadece İslam coğrafyası, Türkiye, Rusya ya da Çin değildir!

Batı ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunanlar, tüm Asya, Orta Doğu, Güney Amerika ve Afrika’yı hedef almışlardır.

Batı ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunanların gözünde Asyalılar ikinci sınıf, Afrikalılar üçüncü sınıf vatandaştır.