El-Kaide ve IŞİD - Daeş terör örgütlerini Amerika (ABD) kurmuştur

 

 

El-Kaide gibi IŞİD (DAEŞ, DEAŞ) de ABD üretimidir.

IŞİD, petrol zengini coğrafyanın bölünmesi, parçalara ayrılıp yönetilmesi, ayrıca İran’ın bölgede artan etkisinin önüne geçilmesi için dizayn edilmiş bir terör örgütüdür.

 

( ABD’nin 2003’de Irak’ı işgalinin ardından Irak, 3 parçaya bölünmüştür.

Sıra Suriye’ye gelmiştir. Wikileaks belgeleri, Irak işgalinin ardından Suriye’de muhaliflerin ABD ve CIA tarafından desteklendiğini ortaya koymuştur. PYD ve YPG’ye ABD’nin verdiği yardım ve destek bilinmektedir. Irak’ın ardından Suriye’nin de bölünmesi için IŞİD kurulmuştur.

  • 18 Ağustos 2011’de ABD başkanı Obama ve Avrupalı Liderler, ‘Esad gitmeli’ derler ve Suriye’de daha öncelerde başlayan protesto gösterileri hızlanır.
  • 1 Ağustos 2012’de ABD başkanı Obama, Suriyeli muhaliflere her türlü gizli yardıma onay verir.

-Bu yardım daha önceden de verilmekteydi.- )

 

 

ABD’nin terörist grupları desteklemesi konusundaki yadsınamaz uzun geçmişi, tarihi gerçeklerden habersiz olan ve sadece televizyon seyreden bireyleri şaşırtır.

 

CIA, Soğuk Savaş döneminde radikal İslam ile ittifak kurmuştur.

Amerika, o zamanlarda dünyayı şöyle görüyordu:

Bir tarafta Sovyetler Birliği ve ABD’nin Sovyet etkisi olarak gördüğü üçüncü dünya ulusalcılığı/milliyetçiliği, diğer tarafta Amerika’nın Sovyetler Birliğine karşı ittifak olarak gördüğü Batı ulusları ve militan politik (radikal) İslam.

 

( Yorum: ABD, kendi ülkesinde ulusalcılığı ve milliyetçiliği en üst düzeyde desteklemektedir. Yüzde 90’dan fazlası katledilen Amerikan yerlileri (Kızılderililer) bile en üst düzey beyin yıkama taktikleri ile Amerikanlaştırılmışlardır. ABD’de Afrika kökenliler dâhil kime sorarsanız sorun, hepsi size ‘biz Amerikalıyız’ der.

Amerika, kendi çıkarları gereğince, üçüncü dünya devleti olarak gördüğü Güney Amerika, Orta Doğu, Balkanlar, Asya ve Afrika’daki gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde ‘ulusalcılığı ve milliyetçiliği’ istememektedir. )

 

Başkan Ronald Reagan döneminde ulusal güvenlik müdürlüğü yapan General William Odom’ın yakın bir zamanda belirttiği gibi  “ hangi açıdan bakarsanız bakın; ABD, terörü uzun zaman kullanmıştır.  1978-1979’da senato, uluslararası terörizme karşı yasa çıkartmaya çalışıyordu – yasa üzerinde yapılan her değişiklikte avukatlar, ABD’nin hukuk ihlali yaptığını söylediler.”

 

1970’li yıllarda CIA, Mısır’da Müslüman Kardeşleri bir bariyer olarak kullanmıştır. Hem Sovyetler Birliği’ne karşı, hem de Arap dünyasında yayılan Marksist ideolojinin önüne geçmek için.

ABD, Sarekat İslam’ı Endonezya’da Sukarno’ya karşı desteklemiş ve Pakistan’da Zulfiqar Ali Bhutto’ya karşı da Jamaat-e-Islami isimli terör örgütüne destek vermiştir.

Bir diğeri de El Kaide’ye verilen ABD desteğidir.

 

Unutmayalım ki, 1980’lerde Usame bin Ladin’i peyda edip, organizasyonunu destekleyen de CIA’in ta kendisidir.

İngiltere (Birleşik Krallık) Dışişleri eski bakanı Robin Cook, El Kaide’nin şüphesiz Batı’lı istihbarat örgütlerinin bir ürünü olduğunu söylemiştir.

Robin Cook, El Kaide’nin Arapça’da veritabanı anlamına geldiğini, Sovyetleri Afganistan’da bozguna uğratmak için CIA’in eğitip, Suudi Arabistan’ın finanse ettiği binlerce radikal İslamcı için bir bilgisayar veritabanı bankası olduğunu belirtmiştir.

 

Amerika’nın El Kaide ile ilişkisi aşk ve nefret üzerine kuruludur.

El Kaide içerisinden bir grup, ABD çıkarları için çalışıyorsa desteklenir. Tersi durumda ise hedef haline gelir.

ABD’nin politikalarını belirleyenler bile kökten dinci İslam’a karşıdır, ancak dış politika silahı olarak kökten dinci gruplar bilerek desteklenir.

 

EL Kaide gibi ABD’nin silahlarından biri de IŞİD’dir ve silah geri tepmeye başlamıştır. IŞİD, Amerikan gazetecileri öldürmesiyle dünyanın gündemine oturmuştur. ( Sözü edilen ABD’li gazetecilerin vb. kafa kesme videolarının CIA stüdyolarında hazırlandığı üzerine haberler bulunmaktadır.) Günümüzde bu grup, İngiltere kadar toprak parçasını kontrol etmektedir.

 

(Burası önemli)

IŞİD’in nasıl bir anda büyüdüğünü anlamak için terör örgütünün ABD destekli köklerine bakmalıyız.

Amerika’nın 2003’de Irak’ı işgali, IŞİD gibi radikal Sünni grupların dallanıp budaklanmasının ön koşullarını hazırladı.

ABD, Saddam’ın laik düzenini yıkıp yerine Şiilerin baskın olduğu bir hükümet yerleştirdi.

Sosyalizm, devre dışı bırakıldı.

Serbest Pazar, herkese iş imkânı yaratacak denilerek devlet elindeki fabrikalar kapatıldı.

Sünnilerin yaşadığı bölgelerde işsizlik muazzam boyutlara ulaştı.

ABD destekli Şiilerin yönetiminde, yüz binlerce Sünni işini kaybetti. Sünnilerin mal varlıkları sistematik olarak ellerinden alındı.

Amerika’nın desteklediği Şiilerin yönetiminde Sünniler politik nüfuzlarını da kaybettiler.

Irak’ta uygulamaya sokulan ABD politikaları, dini birlik ve bütünleşme yerine,  mezhep ayrışmalarının fitilini ateşledi ve Sünnilerin hoşnutsuzlukları arttı, El Kaide Irak’ta yeşermeye başladı.

 

IŞİD’in adı aslında ‘Irak El Kaide’si’ idi, 2010 yılından sonra grup Suriye üzerine faaliyetlerini yoğunlaştırdı ve ismi değiştirildi.

 

Suriye’de esasen üç farklı savaş verilmektedir:

  1. Suriye devleti ve isyancılar arasında bir savaş…
  2. İran ve Suudi Arabistan arasında başka bir savaş…
  3. Son olarak, ABD ve Rusya arasında bir savaş.

 

Bu üç numaralı savaş ve Beşşar Esad’ın Rusya’nın müttefiki olması sebebiyle;  ABD, Suriye’de muhalefeti, radikal dinci militanları silahlandırmaktadır.

ABD’nin desteklediği, ABD yapımı M16 silahlarını kullanan Suriyeli isyancıların çoğunun da IŞİD’li olduğu ortaya çıkmıştır.

( ABD’nin Irak’ı işgali gibi, Suriye’nin karıştırılması ve bölünmeye çalışılması seneler öncesinden planlanmıştır.)

 

Amerika’nın Ortadoğu politikası, petrol ve İsrail’in etrafında döner. Irak’ın işgali, ABD’nin petrole karşı susuzluğunu bir nebze de olsa yatıştırsa da, Suriye’ye karşı düzenlenen hava operasyonları ve İran’a uygulanan yaptırımlar İsrail ile ilgilidir.

Hedef, İsrail düşmanı (Lübnan’da) Hizbullah ve (Filistin’de) Hamas için çok önemli olan Suriye’den ve İran’dan gelen yardımların kesilmesidir.

 

IŞİD, sadece Esad yönetimini devirme amaçlı değil, İran üzerine baskı kurmak için de kullanılmaktadır.

 

İran, bir başka ülkeyi en son 1738’de işgal etmiştir.

ABD, 1776’da bağımsızlığını kazandığından beri 53 ülkeyi işgal etmiştir.

İran, Batı medyasının savaş çığırtkanlıklarına rağmen bölge ülkelerine bir tehdit oluşturmamaktadır.

Tehdidi oluşturan Washington’dur.

2012’de yayımlanan ve ABD’li 16 istihbarat ajansınca onaylanan rapora göre; İran, 2003’de nükleer programına son vermiştir.

Gerçek şudur ki, İran’ın nükleer hırsı, ABD’nin İran’a karşı düşmanlığının sonucudur.

 

Amerika IŞİD’i üç şekilde kullanmaktadır:

  1. Amerika’nın Ortadoğu’daki düşmanlarına saldırtmak
  2. IŞİD’i bahane edip Amerikan ordusunun müdahalesi için ortam oluşturmak
  3. Amerika’da ( ve Avrupa’da) yapay terör saldırıları ile halk üzerinde gizli gözetimi artırmak.

 

( Ek yorum: Deaş, Daeş, IŞİD vasıtasıyla tüm dünyada İslamofobi körüklenmektedir ve bölge ülkeleri terör saldırılarıyla istikrarsızlaştırılmaktadır. )

 

Gözetim ve gizli hükümet faaliyetlerini artıran Obama yönetimi, halkın hükümeti izleme ve gözleme olanaklarını azaltmıştır. Kitlesel isyana karşı hazırlık amacıyla, kitlesel gözetimi haklı çıkarmak için terörizm kullanılmaktadır.

 

‘Teröre karşı savaş’, devasa boyutlara ulaşmış ABD askeri yapılanmasını devam ettirmek için bahane olarak kullanılmaktadır.

2001’de teröre karşı ilan edilen sözde savaşın ABD ekonomisine maliyeti 6,6 trilyon dolardır.

70 ABD’li şirket, Irak ve Afganistan’da savaş sonrası 27 milyar dolarlık sözleşmeler imzalamışlardır.

Bu şirketlerin %75’inin üst düzey yetkililerinin ABD hükümetleriyle, politik partilerle, askeri yetkililerle ya bağlantıları vardır ya da bu kurumlarda bizzat görev yapmışlardır.

 

1997 yılında yayımlanan ABD Savunma Bakanlığı raporuna göre, Amerika’nın dünyada gerçekleştirdiği askeri müdahaleler ile artan terör saldırıları arasında güçlü bir bağlantı olduğu belirtilmiştir.

Amerika, teröre karşı savaşı ancak teröre yardım ve yataklık yapmayarak kazanabilir.

Ortadoğu’daki Amerikan emperyalizmi bir kanser ise, terörizm semptomudur.

 

 

 

Kaynak: Garikai Chengu makalesi. Son güncelleme: 16.1.2018  - Bazı hatalar giderildi.

(Parantez içindekiler ek bilgi olarak eklenmiştir. Son bölümde önemli kısımların çevirisi yapıldı.)

www.globalresearch.ca/america-created-al-qaeda-and-the-isis-terror-group/5402881

www.globalresearch.ca/timeline-of-cia-interventions-in-syria/5479875