ABD propagandası yapan TV kanalları

 

Fox Tv: TGRT Rupert Murdoch’a satılır ve ismi FOX olur.

CNN Türk: Amerikan medya devi CNN ve Doğan Grubu ortaklığı.

 

 

Bunları biliyoruz, ancak bir de TGRT Haber var…

TGRT Haber’in yaptığı ABD propagandası içeren aşırı Amerikan yanlısı yayınlar ilgimi çekti ve biraz araştırdım.

 

TGRT Haber ve ortak yayın yaptıkları Voice Of America yani Türkçesi: “Amerika’nın Sesi”

 

 

TGRT Haber ile ortak yayınlar yapan ‘Amerika’nın Sesi’ hakkında:

(Kaynak kendi siteleri)

1942 yılında kurulan Amerika’nın Sesi, Amerikan hükümeti tarafından desteklenen uluslararası bir yayın kuruluşudur. Her hafta 45 dilde 1500 saat yayınla dünya çapında 141 milyon kişiye ulaşıyor. Haber, eğitim ve kültür ağırlıklı yayınlar yapan Amerika’nın Sesi 1942’den buyana da Türkçe yayınlarla sizlere ulaşıyor. 12 Şubat 1942’de başlayan Türkçe yayınlar 1945’te bir süre kesilmiş, 1949’da yeniden başlamıştı.

Amerika’nın Sesi Bildirgesi

Amerika’nın Sesi (VOA) yayınlarının korunması ve kurumun amacının tanımlanması için 1960 yılında hazırlanan Amerika’nın Sesi Bildirgesi, 12 Temmuz 1976 tarihinde ABD Başkanı Gerald Ford tarafından imzalanarak yürürlüğe girdi.

Bildirgede şöyle yazıyor:

Tüm dünyada herkesle internet ve televizyon aracılığıyla doğrudan iletişim kurmak Amerika’nın uzun vadeli çıkarlarına hizmet ediyor, bu nedenle Amerika'nın Sesi Türkçe Bölümü sosyal medya yoluyla da dünyanın çeşitli köşelerine ulaşmaya çalışıyor. Etkili olabilmek için Amerika’nın Sesi izleyicilerin ilgisini ve saygısını kazanmak zorunda. Bu nedenle Amerika’nın Sesi yayınları aşağıdaki prensipler doğrultusunda yapılıyor:

  • Amerika’nın Sesi tutarlı bir şekilde güvenilir ve saygın bir haber kaynağı olarak görev yapar. Amerika’nın Sesi haberleri doğru, tarafsız ve kapsamlı olacaktır.
  • Amerika’nın Sesi yalnızca Amerikan toplumunun bir bölümünü değil, tüm Amerika’yı temsil eder, Amerika’nın Sesi, Amerikan düşünce yapısını ve kurumlarını dengeli ve kapsamlı bir şekilde yansıtmakla yükümlüdür.
  • Amerika’nın Sesi, Amerikan yönetiminin politikalarını açıkça ve etkili bir şekilde yansıtır ve bu politikalar konusunda sorumlu tartışmaları ve görüşleri yayınlar. (Yasa 94-350)

 

 


 

Açık açık yazmışlar, “Amerika’nın Sesi, Amerikan hükümeti tarafından desteklenen uluslararası bir yayın kuruluşudur.” bunun üzerine bir şey eklemeye gerek yok. Amerika’nın Sesi, ABD hükümetlerinin propagandasını yapıyormuş. Aşağıdaki haber ve son olarak Kemal Çapraz’ın 2005’te yazdığı makalede İhlas Holding ve TGRT Haber ile ilgili önemli bilgiler var.

 

 

 


Oda Tv’den bir haber: ( Önemli )

İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mücahit Ören’in 15 Temmuz darbe girişiminden 2 gün önce “Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın” diye mesaj gönderdiğini iddia edildi.

‎Aydınlık gazetesi yazarı Sabahattin Önkibar, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mücahit Ören’in 15 Temmuz darbe girişiminden 2 gün önce “Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın” diye mesaj gönderdiğini iddia etti.

 

“CIA ŞEFİ İHLAS HOLDİNG’DE YÖNETİCİLİK YAPTI”

 

Sabahattin Önkibar, bugünkü yazısında önce İhlas Holding’teki Amerikalılara dikkat çekerek “Mark Grossman kim? ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve CIA’nın Ortadoğu masası şefi. Emeklilik sonrasında İhlas Holding’de ayda 150 bin dolar maaş ile yöneticilik yaptı” dedi.

 

“Thomas Bonifield ise İhlas Haber Ajansı'nın birkaç hafta öncesine kadar genel müdürüydü ve bu göreve Mark Grossman’ın tavsiyesi ile gelmişti” diyen Önkibar şöyle devam etti:

 

İHLAS HOLDİNG CEO’SU FETÖ’DEN TUTUKLU

 

“15 Temmuz FETÖ darbesinden sonra Mücahit Ören bu Thomas’ı apar topar işten çıkardı ki bu kovmada devletin devreye girdiği dillerde. Bir diğer isim İhlas Holding’in halen FETÖ mensubu olmaktan hapiste olan CEO’su Cahit Paksoy ve onu tavsiye eden yine Mark Grossman.”

 

“ANKARA’YI AYAĞA KALDIRACAĞIMIZ GÜN ÇOK YAKIN”

 

Sabahattin Önkibar, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Mücahit Ören’in ABD’de bulunduğuna dikkat çekerek

 

Tarih 13 Temmuz 2016. ABD’den holdinginin işlerini takip etmektedir. Türksat için malum bütün televizyonlardan teminat mektubu istenir ve TGRT’de o teminatı gönderir fakat gönderilen teminat eksik yani yetersizdir... Konu Mücahit Ören’e aktarılır ve Ören bu talebe ABD’den e-mail ile aynen şu karşılığı verir:

 

- ‘Kesin söylüyorum bir kuruş ilave teminat vermeyeceğim... Önce kapatırım TGRT’yi, ancak ANKARA’YI AYAĞA KALDIRACAĞIMIZ GÜN ÇOK YAKIN... BANKALAR İLE KONUŞMAYIN...”

 

“MÜCAHİT ÖREN’DEN BATUHAN YAŞAR’A ABD SAATİ İLE 10.05’TE”

 

“Mark Grossman’ın can dostu Mücahit Ören 13 Temmuz’da yani FETÖ darbesine iki gün kala üstelik ABD’de bulunuyor iken durduk yerde niye Ankara’yı ayağa kaldıracaklarından söz ediyor?” diye soran Önkibar yazısını şöyle sonlandırdı:

 

“MİT ve emniyet istihbarat, 13 Temmuz 2016 günü ABD saati ile 10.05’te Mücahit Ören (a.m.oren@ıhlas.com.tr) tarafından Batuhan Yaşar’a (batuhanyasar@tgrthaber.com.tr) gönderilen bu e-mail mesajına pekala ulaşıp sorgulayabilir ki , o mesajın çıktısı İhlas’ın içinden bana gönderildi... Evet asla suçlama yapmaksızın soruyorum, bu mesaj ne anlama geliyor ve devlet bu konuyu araştıracak mı?”

Kaynak: http://odatv.com/ankarayi-ayaga-kaldiracagimiz-gun-cok-yakin-0211161200.html

 

 


 

 

Kemal ÇAPRAZ’ın 18 Ekim 2005 tarihli yazısı:

 

Abdullah Cevdet ve Enver abi

 

Türkiye’de medya kuruluşlarının yabancılara satışıyla ilgili yasa Cumhurbaşkanlığı’ndan dönmüştü. Ama yakında meclis onu tekrar Cumhurbaşkanının önüne koyar ve medya kuruluşlarımız da birer birer yabancıların eline geçer. Ama Türkiye’de kendisi aleyhine kamuoyu oluşmasından müthiş derecede rahatsız olan Amerika medya kuruluşlarına çeşitli yönlerden etki etmeye başlamıştır. Bunun ilk örneği, Samarra’da yaşanan katliamlarla ilgili olarak haber veren Yeni Şafak Gazetesi’ne, ABD’nin konsolosluk yetkililerinin gelerek haberi yazanlar hakkında bilgi almak istemesi ve baskı yapmasıdır.

Şimdi de ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi CIA ajanı Marc Grossman, İhlas Holding’e medya danışmanı oldu. Tabi ki, ilk akla gelebilecek soru “Niçin İhlas Holding?”. Çünkü Türkiye’de Amerikan karşıtlığı en etkili biçimde milliyetçi muhafazakâr çevrelerde yaygınlaştı. Bunun da sebebi Irak gibi Müslüman bir ülkede Amerika’nın yaptığı katliamlardı. Muhafazakâr kesimin en önemli gazetelerinden biri olan Zaman Gazetesi ve STV’nin gerçekteki değil de fiiliyattaki sahibi Fethullah hoca zaten Amerika’da. Muhafazakâr kesimde yaygın olan Türkiye Gazetesi, TGRT ve İhlas Haber Ajansı da mutlaka kontrol altında tutulmalıydı ve onun için de İhlas seçildi. Hem, İhlas Finans sıkıntıya düştüğünde Mücahit Ören soluğu Amerika’da almamış mıydı? Amerikan vatandaşlığına geçtiğinde, “Amerika’nın menfaatlerini koruyacağına” yemin etmemiş miydi? Şimdi bu yemininin gereğini yerine getirmeliydi. Ve de getirdi.

İhlas Holding’e medya danışmanı olarak atanan Marc Grossman’ı önce biraz tanıyalım. California Üniversitesi’nde ekonomi ve politika eğitimi gören Marc Grossman, ABD adına dünyanın birçok yerinde çeşitli faaliyetlerde bulundu. CIA ve NATO’da üst düzey görevlerde çalışan Grossman, 1994-1997 tarihleri arasında ABD Ankara Büyükelçiliği görevini yürüttü. Grossman, Ankara’da bulunduğu dönemde ABD’nin Ortadoğu’daki politikalarını uygulamak üzere birçok gizli görüşme yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı Yardımcılığı da yapan Grossman, “propaganda sihirbazı” olarak anılıyor. Marc Grossman, Amerika’nın İran’a yapacağı muhtemel bir saldırıda Türk kamuoyunu hazırlamaya çalışacak. İşte bu çerçevede konferanslara başladı bile. Türkiye Ekonomik Araştırmalar Vakfı ile Washington’un düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü’nün organize ettiği konferansta ilginç açıklamalarda bulundu. İran’ın, Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir test olacağını da konferansta belirten Grossman, Heybeliada Ruhban Okulunun açılmasını istiyor. Fener Patriği’nin ekümenikliğinin tanınmasını, azınlıkların önünün açılmasını, Kürtlerin bireysel haklarının genişletilmesini ve Orhan Pamuk’un yargılanmasının 21. yüzyılda Türkiye’ye yakışmadığını ifade ediyor. Yani, her konuda Türkiye’nin iç işlerine karışıyor. Eksiden olsa kimse bizim iç işlerimize karışamaz diye ortalığı ayağa kaldıran kurumlardan “çıt” yok. Demek ki, bunlar da “kanıksandı”

Grossman’ın baş danışmanlığa getirilmesinden sonra birçok sevdiğim arkadaşımın çalıştığı Türkiye Gazetesi, TGRT ve İhlas Haber Ajansı’nın haberlerini çok daha dikkatli takip etmek gerektiği düşüncesindeyim. TGRT’nin bir de haber kanalı var. İlk iş olarak o kanalı açtım ve seyretmeye başladım. Tesadüf müdür? Yoksa hep mi böyle bilmiyorum. Bir haberin sunumundan sonra spiker, “Haberin devamını ve diğer haberleri www.amerikaninsesi.com adresinden öğrenebilirsiniz.” dedi.“Basın milletin müşterek sesidir” şeklindeki Atatürk’ün o muhteşem vecizesi ancak Gazeteciler Cemiyeti’nin konferans salonundaki duvarında kalmış diye düşündüm. Hemen bu siteyi açtım, ilk haber, “Beyaz Sarayda iftar yemeği. Başkan Bush Amerika’daki Müslüman cemaati temsilcilerine iftar verdi.” Ve bir slogan, “1942 yılından bu yana güvenilir haber.” Irak’ta Müslümanları katleden Amerika, Beyaz Saray’da Müslüman cemaatin temsilcilerine iftar veriyor. Ohhh ne ala iş. Demek ki, “Öldürerek özgürleştirmeden sonra, bu da yeni bir taktik olsa gerek. Bu güvenilir (!) haberler arasında Telafer’deki katliamlar her nedense yok... Evet, artık basınımız Amerika’nın sesi olma yolunda hızla ilerliyor. Şimdi size açıkça soruyorum. “Türk ırkını ıslah etmek için batıdan damızlık erkek getirelim” diyen Abdullah Cevdet’le, basınımızı ıslah etmek için Grossman’ları getiren Enver Örenlerin ne farkı var?

Kaynak: http://www.internethaber.com/abdullah-cevdet-ve-enver-abi-1214119y.htm